Blog

Mizahın Sınırları ve Toplumsal Duyarlılık

Cem Yılmaz’ın son gösterisinde yaptığı yaş temelli espri, Türkiye’de mizahın toplumsal sınırları üzerine yeniden düşünmeyi zorunlu kılıyor. Tartışmanın kendisi, esprinin içeriğinden çok, ona verilen tepkiler üzerinden okunmayı hak ediyor gibi görünüyor. Eleştirilerin önemli bir kısmı, esprinin “kadın düşmanlığını (mizojini) tetiklediği” iddiası etrafında şekillendi. Oysa burada dikkat edilmesi gereken temel ayrım şudur: bir söylemin var olan…

YARIM KALAN BİZ: TAMAMLANMA ARZUSUN KÖKENİ

Platon’un “Şölen” Mitine Günlük Bir Yaklaşım Birçoğumuz hayatımızın bir anında “İçimde tanımlayamadığım bir eksiklik var” deriz. Bu duygu, modern dünyanın karmaşasından bağımsız bir şekilde, insanın en eski hislerinden biri aslında. İnsan kendisini çoğu zaman yarım hisseder. Bu bazen yalnız bir akşam yemeğinde, bazen kalabalığın ortasında birdenbire içine çöken o açıklanamayan boşlukta, bazen de tam mutlu…

Hybrid Marketplace of Ideas (Melez Fikir Pazarı)

Dijital Kültürde Fikirler Kime Ait? “Hybrid marketplace of ideas” kavramı, dijitalleşmenin ve özellikle yapay zekâ (AI) destekli bilgi üretiminin hızla yaygınlaştığı günümüzde, fikirlerin, kültürel anlamların ve bilginin üretim sürecinin yalnızca insanlar tarafından değil, insan ve insan-olmayan aktörlerin (non-human agents) ortaklığıyla şekillendiğini anlatmak için ortaya çıkmıştır.Bu kavram, klasik “marketplace of ideas” (fikir pazarı) anlayışının genişletilmiş bir…

BİRİ SİZİ BULMAYA ÇALIŞIYOR; HATIRLAMA, UNUTMA, ARAYIŞ VE KİMLİKLER

Kendi hayat hikâyeni yazmak? Kendi hikâyeni bilmek? Kimliklerimiz hikâyeler ile şekillenir. Genelde hâkim bir problem hikâye vardır ve biz günlük hayatımızda kendimizi ifade ederken, anlatırken bu hikâyeyi taşırız masaya… Kendimizi oluşturma esnasında ötekine ihtiyacımız vardır. Psikiyatrist/ Psikanalist Mutluhan İzmir “Öznenin Diyalektiği” kitabında der ki: “İnsan kendisini, ancak başka bir insanın bilincinde insan olarak tanımladıktan sonra…

DİJİTAL KÜLTÜRÜN İLİŞKİLER ÜZERİNE KURGULADIĞI TAKTİKSEL PERSONALAR

Adını Koymadıklarımız, Sınır Koymadıklarımızdır. Dijital kültürde sık sık yetkin olan-olmayan kişilerin kadın-erkek ilişkilerine dair yaptıkları önerileri bolca görüyorsunuzdur. Yetkin olan etkileşim almak adına ilginç başlıklarla manipüle etmekte, üstelik yetkin olan kişiler arasında oluşan fikir ayrılığının yanı sıra bilgi karmaşası oluyor. Bu sefer kavga eden iki insanın arasında kalan o kişi gibi, bir ona bir ona…

MAHREMİYETİ KORUYAN “MİSAFİR ODASI” TOPLUMUNDAN, SOSYAL AĞLARIN “ŞEFFAFLIK TOPLUMUNA”

Eskiden evlerimizde misafire ayrılmış odalar olurdu. Kapısı kapalı olan, diğer odalardan daha gösterişli, daha büyük olan ve asla evin içindeki bireylerin kullanımına açık olmayan misafir odaları… Peki, misafir odası kültürü nasıl oluştu? Nasıl ortaya çıktığı konusunda Yalın Alpay’ın aktardığı tarihsel nedenleri paylaşacağım. Osmanlı devletinde; kamusal alanlar çeşitli tehditler oluşturabiliyordu. Bu durumdan kaynaklı, kahvehaneler sıkça açılıp…

VİTA ACTİVA’DAN VİTA VİRTUALİS’E AKTİF YAŞAMDAN SANAL YAŞAM’A

SİZİNLE SANAL ( SOSYAL MEDYA ) SINIRLILIKLARINIZ ARASINDA Hannah Arent’in  kitabı “Vita  Activa” Latince “hareketli, aktif yaşam “anlamına gelmektedir.  Burada kullandığı üç kavram vardır; emek, iş, eylem kavramları üzerinde durur.  Ona göre emek hayatta kalmak için sarf ettiğimiz bir çaba, iş, doğal değil, yapay bir çaba, eylem (action) ise; insanlar arasındaki etkinlik, insanlar arasında olma,…

Saatin yönünü sorgulayan biriyle karşılaştınız mı hiç?

“Kendi dünyasında yaşayan herkes delidir.” yazıyordu, “ Veronika Ölmek İstiyor.” kitabında.  Peki, kimdir bu “ Kendi dünyalarında yaşayanlar?” “Zedka” karakteri buradaki kilit noktamız, nedenini birazdan açacağım. Diyor ki; Kimdir bunlar? Başkalarından farklı olanlar! “ Bir Einstein var, zaman ile uzamın ayrı şeyler değil bir karışım olduğunu söylüyor, ya da Kriatof Kolomb, dünyanın öte ucunda bir…

ACININ ANTROPOLOJİSİ “PALYATİF TOPLUM”

“BANA ACINI SÖYLE, SANA KİM OLDUĞUNU SÖYLEYEYİM.” Günümüzde acıya olan bakış açısı insanları daha da çıkmaza sürüklüyor. Her yerde “ Algofobi”  ( genel bir acı korkusu) hâkim, acı toleransı gittikçe düşüyor. İçinde yaşadığımız toplum her türlü olumsuzluktan kurtulmaya çalışan bir olumluluk toplumudur.  Günümüzde  “acı çekme” tamamı ile zihinden terk edilmeye çalıştırılıp yerine “ mutluluk “…

BEN NEREDEYİM?

Bir zamanlar, daima her şeyini kaybeden oldukça aptal bir adam vardı. Günlerden bir gün biri ona şöyle der: “Eşyalarını devamlı kaybetmemek için onları nereye koyduğunu bir yere not etmelisin.” Adam o akşam yatğa yattığında bir kağıt alır. “Her şeyi devamlı kaybebetmemem için…” diye düşünür. Gömleğini çıkarır ve elbise dolabına asar, kalemi alır ve not eder:…

Bir sorun oluştu. Lütfen sayfayı yenileyin ve/veya tekrar deneyin.


Blogumu Takip Edin

Yeni içerik doğrudan gelen kutunuza iletilsin.