BİZ NEDEN ORADA DEĞİLİZ!

“Normal olmak” kavramı, günümüze baktığımızda güncel hayatta hangimiz normaliz ki sorusalını beraberinde getiriyor. Herkesin birbirinden farklı olduğu bu dünyada “normal insan” tanımı zor olsa gerek. Aslında “normal insan” tanımı 20. yy’a kadar pek önemsenmemiştir. “Topluma uyumlu olanyani genele tabi olan normal insandır.” denmiş. Taa ki 2. Dünya savaşına kadar. Çünkü insanlar gaz odalarında katedilirkin, yakılırken halk bunndan rahatsızlık duymuyordu, normal karşılıyordu. Anladılar ki, tolumlarda hastanalabilir ve “Normal insan” tanımını toplum üzerinden alıp birey üzerine indergeyip tanımı revize ettiler. Bana sorarsanız bu tanımda da ufak bir sorun var, daha doğrusu olmak zorunda. “ Aşırılığı, eksiklikliği, taşkınlığı olmama, ortalama durum, kurallara uygun, alışagelen, olağan, uygun” olarak açıklanıyor.Aşırılık? Eksiklik? Taşkınlık? Oratalama durum? Kime göre bunların hepsi. Az önce “sorun olmak zorunda” dememin sebebi; her ne kadar bireysel bir tanım yapsakta, ister istemez bir genelleme ve kalıp içerisine sokmak zorundayız tanımı. “Normal olmamak” demek, “delilik” ile bağdaştırıldığı için, burada kavramlar arasında gezintiye çıkmamız gerekiyor. Psikolojik boyutta evet, kısmen bu şekilde yorumlanabilir, peki halk arasında nasıl bir de oraya bakalım; Eğer kişi, bir diğerine göre farklı ise, onun kültüründe yetişmedi ise, o zaman bu farklılığı, “normal olmamak” olarak yorumlayabilir. Bizim gibi giyinmeyen, bizim gibi konuşmayan, bizim gibi düşünmeyen birinin normal olmadığını iddia edebiliriz. Onu kendi standartları üzerine yorumlamak bizim zihnen başvurduğumuz bir yol değil.
Peki sence sen normal misin? Normal olmak diye bir kavramı günümüzde kullanmak sıkıntılı bir durum. Her kişinin duygularını yaşama biçimi çok farklı. Farklılıklardan değil de, bireyler üzerinden bakalım konuya. Bireysel olarak, acı yaşamak, mutlu olmak, durağan olmak, korkmak, huzursuz olmak çok insani duygular. Bu duyguların; azlığı, çokluğu, sürekliliği hastalık teşhislerinde önemli yer tutuyor.Fakat bu durum bireyi anormal yazmaz. Onun ruhsal sancılarını gösterir ve bu da düzelebilecek bir durumdur. Normal olmayan kategorisine koyacağımız kişiler daha çok psikozlar (paranoid, şizoit vb.) olur. İniş çıkışlarımız, kaygılarımız, panik durumlarımız bizi anormal yapmaz.
Bir başka sorun;kültür içerinde her zaman şahit olduğumuz kötü durumları, kötü insanları, kötü olayları normalleştirme eğilimde olmamız. Meşrulaştırma durumuna sokuyor olmamız. Aynı “Hitler Almanya’ sında olduğu gibi Alman halkın Yahudilerin katledilmesinden rahatsız olmaması gibi. Bunun için büyük felaketlere bakmamız gerekmez, günlük yaşamda dahi karşımıza çıkıyor. Bir kitapta alıntı yaparak anlatacağım;
“Akıl hastanesinin bahçesinde sigara içiyordum. Maeakımdan sanırım, bir şekilde orada buldum kendimi. Kendi halinde, oldukça normal davranan, yüz çizgilerinden kırklarında olduğunu düşündüğüm bir adamla göz göze geldik Ben birkaç kere kafamı çevirsemde o gözlerini üzerimden hiç çekmedi. Kıyafetlerinden anladığım kadarıyla misafirdi oarad, hasta demeye dilim varmıyordu. Nce biraz çekindim, sonara cearetimi toplayıp küçük adımlarla yaklaştım yanına “ Sigara versen” dedi hemen. Sigarayı uzatırken “Neden buradasınız?” demiş bulundum.
Sigarasını yaktı, tekrar gözlerini dikti üzerime. Kıprdamıyordu bile ürkmedim desem yalan olur.” İyi günler” diyerek uzaklaştım. “Belki de yanlış bir sormuşumdur, belki canını sıkmışımdır. Ya da ne bileyimadam deli işte!
“Sen neden burada değilsin?” diye bağırdı arkamdan. Öyle bir bağırdı ki, arkamı dönmeye korkmuştum. Cinnetle bağırır gibi.
Döndüm yüzümü, olduğum yerde, yaklaşmadan baktım yüzüne.
Bu sefer sesini daha da yükselterek tekrarladı. “Sen neden burada değilsin?”
Onca sahtekarın, onca vicdansızın, onca ihanetin içinde durabilmeyi nasıl başarıyorsun? Çocukların vurulduğu, çiçeklerin koparıldığı, sevgilerin harcandığı, umudun tükendiği, renksiz yapay bir dünya var dışarıda. Uyuşmadan uyum sağlayamadığım. Kirli, kibirli, kaba bir dünya var. Çıkarları uğruna seni çakıyla son model bir arabayı çizer gibi çizecek binlerce insan var. Kanını emecek bir sürü vampir. Sana kullanıp, köşeye atılmış pis bir mendil gibi hissettirecek bir sürü katil…
Sen neden burada değilsin?”
Ulan / Nursen Yıldırım.
Burada olduğu gibi. Peki, bunlar yaşantımızın bir parçası dediğiniz an, sorgulamaktan kaçmak demektir. Burada önemli olan olaylara illa ki müdahil olmak değil, bunun normal olmadığını bilmek yeterli aslında.
Normal olmak ya da olmamak mı mesele, yoksa etrafımızda denk geldiğimiz ve insanlığa zarar veren olayları normalleştirmemek mi?
Biz neden orada değiliz!
Gökçe Geyik.

Yorum bırakın