İNSAN İNSANI ANLAYABİLİR Mİ?

İnsan organizması birçok duygu üreterek yaşantısına devam eder: sevgi, saygı, merhamet, şefkat, acı, üzüntü, neşe, mutluluk gibi.

 Fakat bu saydığımız olguların hepsinde insan tekillilik içerisindedir. Yani dünyadaki insan sayısı kadar “sevgi” , dünyadaki insan sayısı kadar “saygı” çeşidi vardır. Yani bütün bu olgular tekildir. Herkes kendi algısına göre değerlendirir, yorumlar ve davranışta sergiler.

Algı terimi bir organizmanın kendi içsel durumu ve çevresi hakkında bilgi kazanmasına ilişkin tüm süreçlere işaret eder. Başka bir organizmanın algılarını doğrudan yaşantılayamayız. Her türün üyeleri tüm diğer türlerden farklı algısal dünyada yaşar. Her tür kendi içerisinde bile, algısal yetide dikkate değer bireysel çeşitliliğe sahiptir ve her tür sahip olduğu duyu organlarındaki farklılıklardan dolayı farklı yollarla bilgiyi yorumlar. Sinir sistemimiz ise bu duyusal girdileri bütünleştirme görevi yapar.

Gözlem yapan kişinin zihnine 1 dakikada 2 milyon uyaran gelir. Fakat biz bunların sadece 1000 tanesini algılıyoruz ve bu süreçte algılanması ve yorumlanması ayrı bir sorun teşkil ediyor. Doğru biçimde anlamlandırıp yorumlamak durumsal ve kişisel farkındalık gerektirir.

Algılar farklıdır fakat biz ortak bir dil yaratırız. Çünkü dil aracılığı ile düşünüyoruz ve aktarım yapıyoruz. Dil imgeseldir ve dil hakikati ıskalar, hepimiz aynı kelimenin hepimizde aynı anlam ifade ettiğini zannediyoruz. Çünkü bilinçte özneldir. Peki, bilinç öznel ise anlam da mı özneldir?

Herhangi bir duruma ve olaya anlam katmak; bilinçdışı bir süreçtir. Hafıza, anı, yaşantı ve deneyimlerimizden bazılarına anlam katma sürecinde onları çağırmış oluyoruz. Anlam kelimesine eşlik eden öznel bir nitelik var. Yani görüntü ve görüntünün temsil ettiği şey arasında mesafe ve herkes için farklı bir anlam ve yorum ortaya çıkıyor.

Peki, insanın en temel ihtiyaçlarından biri “anlaşılmak” ise, insan kendini tam olarak ifade edebilir mi? Ya da insan karşısındakini tam olarak anlayabilir mi?

Can Yücel’in bu konuya uygun çok güzel bir sözü var; “En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir. Birbirini anlamayan.”

Maalesef insan insanı tam olarak anlayamaz. Biz karşıdaki kişiyi değil, karşıdaki kişinin bizdeki yansımasını algılıyoruz. Yani bizim bilinçdışı zihin kodlarımızdaki temsili yerini görüyoruz. İnsan her anlamda tekillik içerisindedir, fakat dil, iletişim yolu ile yani sosyal devrelerden dolayı çoğulluluk haline geçer. İnsanın insanı tam olarak anlaması mümkün değil fakat az da olsa etkili olan en iyi anlama yöntemi öncelik olarak “kendini anlamasıdır.”  Bu zor ve meşakkatli bir yol, çünkü hiçbir şekilde tam olarak kendimizi de anlamamız mümkün değil.

Toplum içinde çok fazla bu konudan yakınıyoruz, özellikle günümüzde çok fazla yalnızlık doğuyor. Anlaşılamazlık yalnızlık getiriyor, Fakat bu bilgilere sahip olduğunuzda bir durup bu konu hakkında düşünmeye ihtiyacımız var. Bundan kaynaklı yaşadığımız hayatta çok fazla kalıplar mevcut. Oysa hayat çok boyutlu, çok fazla değişken var. Burada zihin teorisi devreye giriyor. Bu konuyu daha önce bir blog yazımda bahsetmiştim. Ayrıntılı olarak okumak isteyen blog sayfamda bulabilirler. Benden farklı düşünen, benim gibi olmayan kişilerin hayatta ki varlığını kabul etmem gerekir. Aksi takdirde bu durumda da anlaşılamama düşüncesine giriyoruz. Farklılıkları kabul etmemek anlaşılamama derdine girmeyi beraberinde getiriyor.

Çok boyutlu ve çok karmaşık olan insan organizması; tekilliğin içerisinde çoğul olmaya çalışması zihinsel yatırım gerektirir. Bu hayatta neyin gerekli olduğunu, neyin gerekli olmadığını, neyin yapılmalı, neyin yapılamaz olduğunu, neyin anlaşılır, neyin anlaşılmaz olduğunu kesin şekilde belirtmek, önermelerle yol gösterici net tavsiyeler vermek sakıncalıdır. Tekilliğin çok boyutlu olması bu durumu sakıncalı kılar.

Eğer bir miktar anlaşılmak istiyorsan ve karşıdakini de bir miktar doğru anlamak istiyorsan “Beni değil, önce kendini tanı.”

Hadi kendimizle tanışalım.

GÖKÇE GEYİK.

Not: Bu konu hakkında Semiyotik ( Gösterge Bilim) konusu da çok ilgilidir. Bu konuda Sevgili Osman Börütecene ile bir yayın gerçekleştirdik. Youtube’ den bulabiliriniz.

Yorum bırakın